Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
sancılanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sancılanmak işi

Örnek:

1. Bu, aklıma geldiği zaman kalbim sancılanmaya başladı.

1. Bu, aklıma geldiği zaman kalbim sancılanmaya başladı.


sancılanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Sancıya tutulmak

Örnek:

1. Sancılanmak ihtimalini de düşünerek uyuşturucu ilaç bile aldım yanıma!

1. Sancılanmak ihtimalini de düşünerek uyuşturucu ilaç bile aldım yanıma!


sancılı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sancıya tutulan, sancısı olan

Örnek:

1. Yatağının içinde, sancılı bir adam gibi dönüp durdu.

1. Yatağının içinde, sancılı bir adam gibi dönüp durdu.

2. Sancı veren

Örnek:

1. Sancılı bir öksürükle öksürerek ağlamaya başladım.

1. Sancılı bir öksürükle öksürerek ağlamaya başladım.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sıkıntılı

Örnek:

1. Terör olaylarının tedirgin, sancılı seyircileriyiz.

1. Terör olaylarının tedirgin, sancılı seyircileriyiz.


sancıma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sancımak işi


sancımak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Sancı vermek, ağrımak

Örnek:

1. Gözlerimin kökü kazılıyor gibi sancıyor.

1. Gözlerimin kökü kazılıyor gibi sancıyor.


sancısı tutmak
Anlamı:

1. birdenbire ve şiddetli bir ağrı gelmek

Örnek:

1. İlk kum sancısının nasıl tuttuğunu nakledecekmiş.

1. İlk kum sancısının nasıl tuttuğunu nakledecekmiş.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , tedirgin olmak


sancısız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sancısı olmayan

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sıkıntısız


sançma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sançmak işi


sançmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , eskimiş , eskimiş , -i , -i , eskimiş , eskimiş , Saplamak, batırmak

Örnek:

1. Koca beylerbeyi son dakikasında bir düşman atının karnına sançıyordu.

1. Koca beylerbeyi son dakikasında bir düşman atının karnına sançıyordu.


sandal

İlgili Kelimeler:

cankurtaran sandalı, tahlisiye sandalı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi

Örnek:

1. Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler.

1. Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler.


Lisan : Rumca

sandal
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sandalet


Lisan : Fransızca sandale

sandal

İlgili Kelimeler:

sandal ağacı

Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album)


Lisan : Arapça ṣandal

sandal ağacı
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Koca yemiş


sandalcı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sandal (II) işleten kimse


sandalcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sandalcının yaptığı iş


sandalet
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yalnız tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan açık ayakkabı, sandal (III)


Lisan : Fransızca sandalette

sandalgiller
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Tropikal ve ılıman bölgelerde yaşayan, iki yüzden çok türü olan, taçsız iki çenekli bitkiler familyası


sandalye

İlgili Kelimeler:

sandalye kavgası, elektrikli sandalye, kolçaklı sandalye, tekerlekli sandalye

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası

Örnek:

1. Odalarda mobilya namına, uzun, kısa yuvarlak bir sürü masayla sandalyeden başka bir şey yok.

1. Odalarda mobilya namına, uzun, kısa yuvarlak bir sürü masayla sandalyeden başka bir şey yok.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Makam, koltuk, mevki

Örnek:

1. Bunların gençliğe karşı aldıkları vaziyeti ben biraz sandalye vehminden doğmuş telakki ediyorum.

1. Bunların gençliğe karşı aldıkları vaziyeti ben biraz sandalye vehminden doğmuş telakki ediyorum.


Lisan : Arapça ṣandaliyye

Telaffuz : sanda'lye

sandalye kavgası
Anlamı:

1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Koltuk kavgası


sandalyeci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sandalye yapan ve satan kimse


sandalyecilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sandalyecinin yaptığı iş


sandalyeli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sandalyesi olan


sandalyelik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sandalyeden zedelenmemesi için duvara çakılan ince uzun tahta kaplama

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sandalye yapmaya elverişli olan (ağaç)


sandalyesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sandalyesi olmayan

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Koltuktan inmiş, koltuğunu kaybetmiş


şandel
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Futbolda topu karşı takımın kalecisinin üzerinden aşırtma


Lisan : Fransızca chandelle